Takip Et

Emek

50 derece sıcağın altında tarım işçileri: Çare emek örgütleri ama yoklar

Urfa’da 50 derece bunaltıcı sıcakta düşük ücret ve sosyal güvenceden yoksun 12-13 saat çalışmak zorunda kalan tarım işçileri, çare olarak emek örgütlerini görüyor. Ancak kentte ne bir sendika ne de bir dernek bulunuyor

Urfa’nın Bozova, Birecik, Suruç, Halfeti ve Hilvan ilçeleri ile Antep’in Nizip, Karkamış ve diğer ilçelerinde sabahın ilk ışıklarında yola koyulan tarım işçileri, 40-50 derce sıcağın altında 12-13 saat çalıştırılıyorlar. Sosyal güvenceden yoksun çalıştırılan işçiler, günlük ortalama 50 ile 70 TL arasında yevmiye alıyor. Sabah 05.00 saatlerinde kamyon kasalarında tarlalara taşınan işçiler, aynı şekilde evlerine dönüyor.

Yetkililer kayıtsız, örgütlenmeler yetersiz

Her yıl yüzlerce tarım işçisi çalışma koşullarından kaynaklı iş cinayetlerinde can verirken, yetkilerden işçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesi için herhangi bir girişim söz konusu değil. Urfa’da işçilerin örgütlenebileceği bir sendika, dernek veya kooperatif bulunmazken, dönem dönem işçilerin yaptığı bireysel eylemler de çalışma koşullarını düzeltmeye yetmiyor.

‘Mülteci için yaşam çok zor’

Urfa’da 50 derce sıcağın altında çalışan binlerce tarım işçisinden biri de Mehmet Melle Xelil. 5 Yıl önce Kobanê’de DAŞİŞ saldırılarından ailesi ile birlikte Türkiye’ye sığınan Xelil, Türkiye’de bulunduğu süre içinde inşaat, tekstil ve tarım alanlarında işçilik yaparak ailesini geçindiriyor. 7 kişilik ailesi ile birlikte Suruç sınırından Türkiye’ye gelen Xelil, başta Çukurova bölgesi olmak üzere birçok kentte işçilik yapıyor. Bu yıl fıstık bahçelerinde çalışan Xelil, kazandığı paranın bir kısmını Kobanê’de olan aile fertlerine gönderir, diğer kısmı ile ise kendi ve çocuklarının geçimini sağlar.

‘Sosyal güvencemiz yok’

Suriyeli olduğu için Türkiye’de mecburen hiçbir sosyal güvence olmadan çalışmak zorunda olduğunu belirten Xelil, yaşam şartlarının kendileri için çok zor olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Tarım alanında çalıştığım için iş neredeyse oraya gitmek zorundayım ama buda başka sıkıntıları beraberinde getiriyor. Türkiye vatandaşı olmadığım için rahat seyahat edemiyorum. Göç idaresinin verdiği Geçici Kimlik Kartı ile başka şehirlere gidebiliyorum ama her seferinde karakola ya da Göç İdaresine bilgi vermek zorunda kalıyorum. Onlar izin vermezse hiçbir yere gidemiyorum. Buda zor olan yaşamımızı daha zorlaştırıyor.”

‘Herkes güneş çarpmasından şikayetçi’

Urfa sıcağında çalışmanın zorluklarına değinen Xelil, sözlerini şöyle sürdürdü: “50 derce sıcağın altında çalışmak çok zor bazen ağaçlara çıkıyorum ve her an bir iş kazası olma ihtimali var. Sağlık güvencem olmadığı için hastaneye gitme şansım yok. Benim gibi bir çok işçi güneş çarpmasından şikayetçi. Sıcağın en yoğun olduğu zaman biz tarlada çalışmak zorunda kalıyoruz buda beraberinde birçok riski beraberinde getiriyor. Türkiye’de emeğin değeri yok hele birde Suriyeli isen bu değer daha da düşüyor.”

‘Görünen köy kılavuz istemez’

Urfa’nın Halfeti ilçesinde fıstık bahçelerinde çalışan Müslüm Akşahin ise çalışma koşullarını “Görünen köy kılavuz istemez” diyerek tarif ediyor. Yaptıkları işin çok yorucu ve zor olduğunu dile getiren Akşahin, 50 derce sıcağın altında sosyal güvenceden yoksun günde 13 saat çalıştığını karşılığında 100 TL yevmiye aldığını söyledi. Kendi çalıştıkları bahçede yevmiyelerinin biraz yüksek olduğunu dile getiren Akşahin, başka bahçelerde 60 TL’ye kadar yevmiyelerin düştüğünü belirtti.

‘Aldığımız yevmiye ile yetinmek zorunda kalıyoruz’

Yaptığı işin sadece fıstık toplamak olmadığını vurgulayan Akşahin, hasat zamanından önce her ağaçla ayrı ilgilendiğini ve ciddi emek isteyen bir iş olduğunu hatırlatarak, “Kendi evladına nasıl bakıyorsam fıstık ağaçlarına da öyle bakıyorum” diye konuştu. Patronlar için fıtık yetiştiriciliğinin karlı olduğunu anlatan Akşahin, işçiler için ise bu işin bir karının olmadığını sadece aldığı günlük yevmiye ile yetinmek zorunda kaldığını dile getirdi.

‘Düşük ücrete mecbur bırakıyorlar’

Tarım da çalışan binlerce işçinin düşük ücretlere mecbur bırakıldığını sözlerine ekleyen Akşahin, şunları söyledi: “Tarım sektöründe her yer aynı politikayı uygulamıyor. Bazı yerler ücretleri yüksek tutuyor ancak çoğunluğu düşük ücretle işçileri çalıştırıyor. İşçilerin seçme şansı yok evine ekmek götüre bilmesi için güvencesiz ve düşük ücretli işleri kabul etmek zorunda kalıyorlar. İşçiler kendi içinde bir birlik olmadığı için bu şartlar altında çalışmak zorundayız. Birlik olursak eğer bu şartları değiştire biliriz ama bunun için sendikaların ve emek örgütlerinin yardımına ihtiyacımız var.”(MA)

 

Günün Haberleri

Emek konulu diğer haberler