Takip Et

Makaleler

Dersim adına yapılan maskaralık ve Maoculuk korkusu / Yusuf Ozan

Dersimcilik maskesi altında bugün özellikle Maoist komünistlere karşı devlet paralelinde saldıran bu gerici kafaların Maocular tabirini kullanarak o küçük akıllarınca yoldaş İbrahim Kaypakkaya ve Muzaffer Oruçoğlu önderliğinde kurulan hareketin itibarını düşüreceklerini zannediyorlar

Saldırılar daha eskilere dayanmakla beraber son zamanlarda Muzaffer Oruçoğlu yoldaş üzerinden önder İbrahim Kaypakkaya hareketine karşı devletin saldırılarına denk düşen çok özel bir yönelimle genişletilerek yürütülüyor. Dersim ve Dersim’cilik maskesi altında yapılmakta olan bu saldırı maskaralığına hem bazı devrimci aydınlar hem de değişik ilerici-devrimci kurumların bunlara verdikleri cevaplara katıldığımızı belirtelim. Özellikle Dersim’li olmadığından ve dolayısıyla da Dersim’in değeri olamayacağı Saik’iyle adının verildiği Dersim-Mazgirt belediye parkından yoldaşımız Muzaffer Oruçoğlu’nun adının silinmesini buyuran gerici-ırkçı fikriyata karşı geniş çaplı bir değerlendirmeye cevap verildiği için aynı şeyleri tekrar etmenin gerekli olmadığı inancındayız. Ancak bu gerici-ırkçı fikriyat sahipleri kendi boylarını ve çaplarını aşan bazı sözler sarf ettiler. Örneğin “Muzaffer Oruçoğlu Maocuların olabilir ama Dersimin bir değeri değildir” gibisinde. Ve bu “Maocular” sözcüğünü adeta bir tiksinti ve vebadan söz edercesine dillendirdiler. Bu sözün öylesine söylenmiş, tesadüfen edilmiş  olmadığını bildiğimiz için çokça korkulan “Maocular” sözü üzerinde biraz durmakta yarar görmekteyiz.

Peki o halde kim bu Mao ve kim bu Maocular?

Çin tarihini biraz da olsa bilen her kişi Mao denilen şahıs henüz politik arenaya çıkmadan önce bu ülkede yaşayan, emperyalist sömürgecilerin çizmeleri altında inim inim inleyen, yüz milyonlarca insanının açlık ve sefalet altında kırımlar yaşadığını ve ülkenin zenginliklerinin talan edildiğini ortalama olarak bilebilir. Feodal toprak ağalığı düzeninin yanı sıra emperyalist patentli komprador denilen bir avuç burjuvanın ve yabancı sermayenin ağır sömürüsü altındaki Çin halkının çektiği inanılmaz azabı görmek ve anlamak için Çin devrimi denilen tarihin hemen gerisine doğru kısa bir yolculuk yaparak tüm yaşanmış gerçekleri görmek gayet mümkündür. Çin halkının yüz yüze olduğu ve o günkü şartlarda içinde bulunduğu sefaleti sadece yoksulluk ve ezilmişlik kavramlarıyla izah etmek gerçekten yeterli gelmez. Merak edenler İngiliz sömürgecilerinin kimi yerlere “Çinliler ve köpekler giremez” türünden Çin halkına ağır hakaretler içeren aşağılık ırkçı uygulamaları bugünkü teknolojik imkânlar içinde hemen elde etmek gayet basittir. Örneğin “Çinliler ve köpekler giremez” gibi uygulamaların karikatürlerini bugün için Google üzerinden bir tıkla ulaşılabilir.

Kısaca izah etmeye çalıştığımız şartlarda Çin halkının yaşadığı inanılmaz sefalete karşı Çinli devrimciler ve halkın ilerici örgüt ve şahsiyetleri büyük, paha biçilmez mücadeleler yürüttüler. Ancak her seferinde ağır yenilgiler alarak kötü kadere bir nihayet veremediler. Ta ki bizim Dersimci geçinen yerli ırkçı ve bir o kadarda ukala kafadarların adeta alayla andıkları isim olan ve Marksizm-Leninizm denilen çağın en devrimci çizgisiyle donanarak tarih sahnesine çıkan Mao ve yoldaşları gidişata müdahale edene kadar. O bilimsel Marksist-Leninist çizgi ile donanmış Çin devrimcilerinin sayesindedir ki halk, sadece ülkesinde değil, dünya ezilen insanlığına “esareti yenmek ve sömürgeciliğe son vererek yeni bir dünyanın yaratılması mümkündür” mesajını verebildiler. Dünyanın en kalabalık ülkelerinden birinde Mao gibi bir önder özgürlük için ayağa kalkan Çin halkına önderlik etmiştir. Komünistlerin  Marksist-Leninist bilimsel öğretisini kavrayıp, onu ülkesinin somut şartlarına ustaca uygulayarak emperyalist ve yerli gericiliğin zulmünden kurtarmış bir önderdir. Başka ülkelerin ilerici tarihinden öğrenecek kadar alçak gönüllü ve hangi ülkeden geldiği ya da hangi insan tarafından söylendiğine bakmaksızın insanlığın ortak malı olan bilimsel değerleri sahiplenerek, savunarak yaptı bunu. Bir diğer yandan ise, saldırı, kuşatma ve teslim almaya karşı, Kuzey Kore halkının saflarında emperyalizme karşı savaşarak enternasyonalist görevler icra etmiştir. Fakat bizim bu çok bilmiş “Dersimcilerden” bu tutumu anlamalarını bekleyemeyiz. Dersimli söylememişse ve eğer Dersimli değilse bize ne o görüşlerden, o kişilerden ya da öyle bir dayanışmadan!

Bu mesele en nihayetinde dünyaya hangi sınıfın gözüyle ve nasıl bakıldığıyla ilgilidir. Irkçı bir kafaya niye ırkçılık yapıyorsun desen bile o seni anlayamaz çünkü nerede olursa olsun dünyanın çehresini değiştiren ilerici-devrimci hareketlere sadece yabancı değil düşmandırlar aynı zamanda. “Türkiye Türklere, Almanya Almanlara, İsrail ise Yahudilere aittir”  misali, “Dersim’de Dersimlerindir” demekte bir yanlış ve sakınca yoktur bu gibiler için! Ve bu gibilerin küçük ırkçı beyinleri şunu asla kavramaz. Mao dedikleri kişinin yoldaşlarıyla beraber Çin’de yüz milyonlarca insanı harekete geçirerek emperyalist gerici dünyaya karşı ayaklandırmakla kalmadı, dünya işçi sınıfı ve ezilenler üzerinde de yüz yıllar sürecek oldukça büyük etkiler bıraktı. Çünkü sadece sefalet içindeki bir halkı açlıktan kurtuluş için ayağa kaldırmakla kalmadı, o köpeklerle birlikte anılan halkı büyük bir saygınlığa yükseltti. Sömürü ve sınıf ilişkilerinin kökten değiştirilebileceğini dünya ezilenlerine gösterdi. Lenin önderliğindeki 1917 Sovyet devriminden sonra sömürü dünyasının ve onun bilumum sahiplerini muazzam derecede korkuttu.  Devrimci Marksizm’den devraldığı bilimsel görüşleri uygulayarak onları bütün sahalarda ve bütünlüklü olarak geliştirerek ezilenlere ve tüm insanlığa büyük bir miras bıraktı. Yaptığı katkılar, dünya çapında tanınan Louis Althusser, Simone de Beauvoir, Alan Badiou, Zizek gibi nice fikir insanlarını derinden etkiledi ve yanı sıra dünyanın değişik ülkelerinde büyük sınıf hareketlerinin ortaya çıkmasında da tayin edici ideolojik-politik bir rol oynadı. Sadece birkaç örnek verecek olursak Filipin Komünist Partisi, Peru Komünist Partisi, Nepal Komünist Partisi, Hindistan Komünist Partisi (Maoist) gibi daha nice güçlü sınıf hareketlerine önderlik eden hareketlerin ortaya çıkmasında Mao denilen işçi sınıfının büyük devrimci ustasının ileri sürdüğü çizginin sonuçlarıdır. Ayrıca batılı ülkelerde ABD-Devrimci Komünist Partisi, Kanada, İtalya ve daha  sayamayacağımız çok sayıda parti ve örgütün ortaya çıkmasında komünizm ustalarından biri olan Mao yoldaşın bilimsel çizgisinin katkısı esastır. Ülkesinde olsun dünyada olsun bu denli etki ve katkı sahibi bir çizginin Türkiye-Kuzey Kürdistan denilen coğrafyanın devrimci hareketini etkilememesi düşünülebilir mi? Dersimcilik maskesi altında bugün özellikle Maoist komünistlere karşı devlet paralelinde saldıran bu gerici kafaların Maocular tabirini kullanarak o küçük akıllarınca yoldaş İbrahim Kaypakkaya ve Muzaffer Oruçoğlu önderliğinde kurulan hareketin itibarını düşüreceklerini zannediyorlar. Küçümsedikleri bu hareket, yukarıda isimlerini saydığımız dünya sosyal hareketlerini etkileyen Mao Zedong gibi büyük fikir ve eylem insanından feyz almış ve coğrafyamızda yüzbinlerce insanı etkileyebilmiştir. Dersim halkı bu halkın içinde en ileri gelenidir. Halkın seçtiği belediyelerde bu gelenekten insanların olması tesadüf olabilir mi? Ki halkın seçtiği bir belediyenin kararına dahi tahammül edemeyecek kadar geri ve dar kafalılar. Hatta Dersim düşmanıdırlar. Devletin Maoist hareketten öcü gibi korkmasının nedeni budur. Ya peki sizi bu denli korkutan şey nedir beyler?

Tekrar olacak ama söylemekte fayda var. Kafası bir bölge ile sınırlı, o bölge içinde de kendi aşiret ilişkilerinin çerçevesinin ötesine geçemeyenlerin tüm bu bilimsel, evrensel değerleri anlamaları ve sahiplenmeleri elbette beklenemez. Onların derdi cefası başkadır. Şayet dostça bu hareketin hatalarını, eksikliklerini eleştirmiş olsalardı bundan ziyadesiyle memnun olur ciddiyetle ele alırdık ki bu hareketin eleştirilere karşı tahammül gösteren özellikleri iyi bilinir. Ancak yazık ki durum böyle değil. Adeta bir yerlere yaranmak ya da bir yerlere mesaj vererek kendilerini var etmeye çabalıyorlar. Bu gibiler bugün için dünyamızın küçücük bir köye dönüştüğünü bu kafa ve zihniyetle nasıl anlayabilirler? Öteden beri hangi rejimde olursa olsun, tüm ideolojilerin, siyasal çizgilerin, dini inançların bir biçimde başka ülkelerdeki insanları da etkilediğini ve hatta şekillendirdiğini nereden bilsinler? Mesela bunların Avrupa Birliği ilişkisine nasıl baktıklarını merak ediyoruz. Öyle ya kapitalistler bile yönettikleri ülkelerin bazılarını birleştirmiş durumdalar. Bunların bu konuda ne dedikleri merak konusudur. Dünyanın hiçbir ülkesinde veya bölgesinde sadece tek bir ulusun, bir inancın, kültürün yaşamadığını, yaşayamayacağını, bunun asla mümkün olmadığını anlayabiliyorlar mı? Anlayamazlar çünkü onlar ırkçıdır, gericidir, aşiretçidir. Dolayısıyla dar kafalıdır. Gerici karargâhların, tiranların tüm ülkeyi olduğu gibi Dersim’in varlığını talan ediyor olmalarından bu gibiler pek rahatsızlık duymazlar ama despotlara karşı mücadelede (bırakalım başka bölgelerde) sadece Dersim’de ve Dersimli olan ve canlarını feda eden yüzlerce devrimci halk kahramanından ciddi derecede rahatsızlıkları vardır. Ama Tiranların varlığından rahatsız olmayı bir yana bırak, onlarla beraber insanlığın diri yanına, ilerici gidişatına saldırırlar.  Bu gerici kafaların Muzaffer Oruçoğlu ve onun yoldaşlarına saldırma nedenleri budur. “Muzaffer Oruçoğlu Maocuların değeri olabilir, Dersimin değil” söylemlerinin altında yatan çizgi budur. Ama sökmedi, sökmeyecektir. Dersim halkı İbrahim, Muzaffer ve onların yoldaşlarına ve ilerici olan bu değere her zaman büyük destekleri sürdü ve sürecektir. En dar ve en kısa haliyle Mao ve Maoculuk budur. Bu durumda devletin/devletlerin korkusunu anlıyoruz da, sizin bu kadar korku ve kininiz nedir beyler?

 

Günün Haberleri

Makaleler konulu diğer haberler