Takip Et

Güncel

‘Dersim’de Eylül ayında birçok köy boşaltılacak’

Dersim’de askerler tarafından çıkartılan orman yangınları sürerken, Geyiksuyu Karakolu’na çağrılan köylüler üzerinde baskı arttı. CHP eski İl Başkanı Hüseyin Zeytin, bu ay içinde birçok köyün boşaltılacağını vurgulayarak, yakılan ve boşaltılmak istenen bölgelerin maden sahaları olduğunu kaydetti

Dersim merkez kırsalında havadan ve karadan yapılan bombardıman sonucu çıkan orman yangınları sürerken, operasyon gerekçesiyle kimsenin bölgeye gidişine izin verilmiyor. Bölgede süren yangınlar hakkında bilgi alınmazken, yangınların olduğu bölgeye yakın köylerde yaşayan yurttaşlar, köylerinin boşaltma girişimi ile karşı karşıya.

Boşaltma girişimi

Müşkirek Köyü’nden olan Dersim CHP eski İl Başkanı Hüseyin Zeytin, Geyiksuyu Karakolu’na çağrılarak, köylerinin “güvenlik bölgesi” olduğu gerekçesiyle boşaltması istendi.

Müşkirek köyünde arıcılık yapan ve köylerinin tarihçesi hakkında bilgi veren Hüseyin Zeytin, 1938 Dersim Katliamı’nda köylerinin boşaltılmadığını, ancak birçok akrabalarının o dönemde katledildiğini hatırlatarak, ailesi ve akrabalarının birçoğunun katliamdan dolayı mağaralara gizlendiğini dile getirdi. Zeytin, ancak o dönemde bütün çevre köylerinin boşaltıldığı ve insanların Müşkirek’e geçtiğini kaydetti. Zeytin, köylerde çıkan her hangi bir sıkıntıda Müşkirek’in her zaman askerler tarafından basıldığını ve insanlara nedensiz yere şiddet uygulanarak cezaevlerine atıldığını belirtti.

‘Aynı şeyler yaşatılmak isteniyor’

Kendisinin 1980’de aynı uygulamalar ile karşı karşıya kalarak cezaevine atıldığını anlatan Zeytin, 8 yaşındaki kardeşinin bile suçlu sayılıp cezaevine atıldığını söyledi. Zeytin, 1994 sürecine kadar devletin kendilerine “örgüte yardım” ettikleri gerekçesiyle sürekli baskı uyguladığını ifade ederek, 1994’te köylerinin boşaltılıp evlerinin yakıldığını ifade etti. Zeytin, şu anda da aynı durumun yaşatılmak istendiğine dikkat çekerek, yıllar geçse de zihniyetin değişmediğini, olayların farksız olmadığını söyledi.

‘2012’de köyümüze gidebildik’

2002’de geri dönüş kararı alıncaya kadar köylerine hiç gidemediklerini vurgulayan Zeytin, “Bu duruma sevindik ama ne yazık ki 2002’den 2012’ye kadar yine köylerimize gitmemize izin verilmedi. Gerekçeleri ise ‘özel güvenlik bölgesi’. 2012 yılında çözüm süreci ile birlikte hükümet yeni kararlar aldı, ‘köylülere her türlü desteği veriyoruz’ dedi. Bizde bu vesileyle köylerimize gidebildik. Ancak bırakın desteği, alt yapı hizmetleri yok, su-yol yok. Bunların yapılması içinde yıllardır mücadele ediyoruz” dedi.

Potansiyel suçlu

Yıllardır köylerini yaşanılır bir hale getirmek için çaba harcadıklarını aktaran Zeytin, “Ama bütün çabalarımız her yıl olduğu gibi bu yıl da boşa gitti. Çünkü sürekli bir baskı altında yaşıyoruz. Örgüte yardım etmekle suçlanıyoruz. Devlet bizi potansiyel suçlu olarak görüyor. Kendi köyüne giden bir yurttaş olarak görmüyor bizi. Her yıl bir sürü borç yapıp köylerimize gidiyoruz. Ancak tam verim aldığımız zamana gelince devlet bir anda bütün emeklerimizi yok sayarak, bizi oradan çıkartma yetkisini kendisinde bulabiliyor” diye belirtti.

Yeraltı zenginlikleri

Zeytin, özelikle yakılan bölgelerin yeraltı zenginliklerine dikkat çekerek, orman yangınların bundan da kaynaklı olabileceğini söyledi. Zengin’in şöyle devam etti: “Anadolu madencilik tarafından 2001 yılında orman yangınların sürdüğü bölgede, 31 nokta 18 bin metre karot yapılmıştı. Bu çok ciddi bir olaydır. Araştırsınlar, söylediklerimde bir hata varsa çıkar kamuoyundan özür dilerim. Bu işleri yapan Rio Tinton şirketidir. Burada çıkarılan karot dünya borsalarına sunulmuş. Değerli kağıtlara çevrilmiş. Bölgeden 5 yıl sonra çıkarken de Kızılveren’de bir tane karot makinasını yakmışlar. Fotoğrafını çekerek, bölgede iş güvenliklerinin olmadığını söylemişler ve maden arama izinlerinin uzatılmasını istemişler.

Yakılan ve boşaltılan bölgeler maden sahalarıdır

Yine 2004 yılında Sütlüceden Cevizlidere’ye kadar bütün bölgeyi ateşe verdiler. Orman yangınları 14 gün sürdü. Birçok kurumu devreye soktuk. Ama bu yangınları söndüremedik. Dersim’de bir madenci ile birlikte Rio Tinton’un ruhsat sahalarını araştırdık. Ortaya çıkardığımız sonuçlarda, Dersim bölgesine baktım, yakılan boşaltılan bütün köyler Rio Tinton’un ruhsat sahaları olduğunu öğrendim. Ve o dönem bunu fotoğraflayarak, bütün konsolosluklara faksladım. Rio Tinton maden sahaları için ‘bütün bitki türlerimizi yakıyor’ dedim. Ve 4 saat içerisinde orman yangınlarını söndürmek zorunda kaldılar.

Yakılan yerler altın rezervidir

İddia ediyorum, bu bölgeyi insansızlaştırmanın altında başka nedenler vardır. Çünkü o dönemde aynı bölgelerde çok ciddi orman yangınları vardı. Ve kimsenin müdahalesine izin verilmiyordu. Şu anda da durum aynıdır. Bölgenin tümü altın rezervidir. Büyük bir alandır. Milyarlarca patlayıcı ile bu dağlardaki biyolojik yapıyı değiştirecekler. Burada insanların olması onlar için sıkıntıdır. Buraların boş olması gerekir. Burada hayatı zorlaştıracaklar.”

‘Ayrımcılığa uğruyoruz’

Bölgenin insansızlaştırılmak istendiğini bir kez daha yineleyen Zeytin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir köylünün devlete ne tür zararı olabilir merak ediyorum. Tam tersine istihdam sağlıyoruz. Devlete yük olmaktan çıkıyoruz. Burada ciddi bir ayrımcılık ve haksızlığa uğruyoruz. Devletin bir an önce bu politikadan vazgeçmesi gerekir.”

Köyleri zorunlu boşaltma iddiası

Şu anda köylerinde boşaltma girişimi ile karşı karşıya olduklarını vurgulayan Zeytin, köyden çıkmayacaklarını yenileyerek, karakolda ayrıca kendisine Eylül ayında birçok köyü zorunlu olarak boşaltacaklarını söylediklerini kaydetti. (MA)

 

 

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler