Takip Et

Güncel

‘Ekonomi öyle bir hale geldi ki, şirketlerin çoğu batık durumda’

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, ‘Türkiye ekonomisi öyle bir hale geldi ki işletmelerimizden çoğu Türk Ticaret Kanunu’na göre batık durumda. Varlıklarından daha çok borçları var’ dedi

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, Dünya gazetesi Ankara Temsilcisi Ferit B. Parlak’ın sorularını yanıtladı.

Ekonomideki son durumu değerlendiren Özdebir, “Uzun süre yurt dışından fazla döviz geldi, TL değerlendi, ithal mal ucuzlayınca bunlara yönelik talep arttı ve Türkiye’de bazı işler yapılamaz hale geldi. Türkiye ekonomisi öyle bir hale geldi ki işletmelerimizden çoğu Türk Ticaret Kanunu’na göre batık durumda. Varlıklarından daha çok borçları var. Hayatta kalabilmeleri için iş yapabilmeleri, bunun için de piyasanın hareketlenmesi lazım” dedi.

Özdebir’in açıklamalarından bir bölüm şöyle:

-ABD ile Türkiye gerginliğini nasıl değerlendiriyorsunuz. Tabii aynı zamanda ABD dünya ile de genel bir gerginlik yaşıyor….?

Trump züccaciye dükkanına girmiş fil gibi dünya piyasalarını karıştırıyor. Ancak bana göre bu sürdürülebilir bir şey değil ve bir noktada Trump’ın tekrar yumuşaması lazım. Bu savaşı bu kadar sert bir şekilde devam ettirmesi sıkıntı yaratıyor. Son dönemlerde, IMF SDR’leri çıkardı, dijital paralar piyasaya sürülüyor. Bunların hepsi ABD dolarının rezerv para olmasına karşı yapılan hamleler. Ticaret savaşlarındaki bu baskı da böyle devam ederse, doların rezerv para olmasını sorgulatacak bir şey. Trump’ın bu çıkışı özellikle Türkiye’nin BRICS toplantısına katıldığı gün yapması da bana göre enteresan. Bu ülkeler dünya ticaretinin yüzde 20’den fazlasını domine eden ülkeler ve kendi paralarıyla ticaret yapma kararı aldılar. Bu karar tabii her sene 800 milyar dolar ticaret açığı veren ABD için ciddi bir risk. Aslında bu açığı kendisi 100 doları 22 cente mal ederek müthiş bir sinyoraj (paranın üretim maliyetiyle üzerinde yazan değer arasındaki fark) yaparak karşılıyor. Doların rezerv para olma değerini kaybetmesi demek, ticaret açığının ABD ekonomisini vuracak hale gelmesi, sinyoraj gelirlerini kaybetmesi demektir. Dünya ekonomisindeki bu arzın artması, üretimin daha kolaylaşıyor hale gelmesi, Çin’in dünyanın üretim üssü haline gelmesi ve ABD’nin sadece teknoloji satarak artık bu çarkı çeviremiyor olması, ciddi riskler barındırıyor. Trump aslında kendi ülkesi için doğru olanı yapıyor, “güçlü ekonomi” diyor, büyük ABD diyor, ABD silahlı kuvvetleri çok büyük bir güç. Bu ne kadar sürdürülebilecek bilmiyoruz.

 -Peki Türkiye bu durumdan nasıl etkilenecek?

Bu gerçekten çok karışık bir durum. Demir çelikçiler, an itibarıyla ihracatta ciddi artış olduğunu söylüyor. Yani ABD’nin aldığı kararlar yürürlüğe girmeden, ABD firmaları ithalatlarını öne çekti. TL’nin değer kaybetmesinden dolayı da demir çelikçiler daha rekabetçi fiyat verebilecek duruma geldiler.

Burada karışık bir durum daha var. AB’nin aldığı karar gereği biz de ABD’den ithal edeceğimiz alüminyuma fon koymak mecburiyetindeyiz. Ancak biz dünyadaki global hava aracı üreticilerine mal veren bir ülkeyiz. Bunun hammaddesi de ABD’den geliyor. Başka bir ifade ile yeni dönemde Gümrük Birliği’ne dahil olmayan ülkelere karşı rekabet avantajımızı kaybetme riskimiz de var.

Ancak şu bir gerçek ki IMF, Dünya Bankası ve AB genel büyüme tahminlerini 1’er puan aşağı çektiler. Bu durum, uzun dönemde dünya ticaretinde bir daralmanın işareti. Bizim en büyük ihracat pazarımız Avrupa olduğuna göre yüzde 1 çok büyük bir rakam.

 -Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı nedir size göre?

Şu anda Türkiye’de çarkları çevirebilmek için finansmana ihtiyacımız var. Kredi-mevduat oranı olmaması gereken seviyelerde. Bu şartlar altında bankaların da kredi verecek kaynağı kalmadı. Yıl sonuna kadar ödenmesi gereken 69 milyar dolar gibi devasa büyüklük var. Bunu tedavi etmemiz ve cari açığı düşürmemiz lazım.

 -İnşaat ve sanayi tartışmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?

ASO olarak, inşaata yapılan desteğin, imalat sanayine de yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Üstelik, sanıldığının tam tersine, inşaat sektöründe binaları inşa ederken yaratılan katma değer de ithal girdi oranlarının artmasıyla beraber ekonomiye çok fazla bir şey kalmıyor. Her geçen gün de bu marj azalıyor. Burada para kimde varsa insanlar onların ihtiyaçlarına göre bina yaptılar, o lüks binaların satılacağı kişiler de sıkıntıya girmeye başladı. Bunların sayısı arzı karşılayamaz durumda. Fert başına düşen milli geliri 10 bin dolar olan ülkede, süper iş yapma, akıllı bina yapma, pazarın talebini aşan bir arz oluyor.

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler