Takip Et

Güncel

‘İktidar çocuk katliamlarını yeni düzenlemeler için kullanıyor’

Gündemde olan çocuk kaçırılma ve katliamlarının iktidar tarafından yeni düzenlemeler için araç olarak kullanılacağı kaygısı taşıyan kadınlar, çözümün ortak mücadeleden geçtiğini belirtti

Jin News’in haberine göre kadınlar, son zamanlarda artan çocuk kaçırma ve katliamlarına karşı hükümet tarafından gündeme getirilen idam ve kimyasal kastrasyonun (kimyasal hadım), bu tür suçlara yönelen kişiler için caydırıcı olmayacağı görüşünde. Bu sorunun çok yönlü okunması gerektiğini ifade eden İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Kadın Komisyonu üyesi Ayşe Nur Kizaroğlu ve İzmir Kadın Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Reyhan Kaplan, cinsel saldırı ve katliamlar karşısında ortak mücadelenin şart olduğunun altını çizdi.

 

Kadın ve çocuklara yönelik cinsel saldırı ile katliamların erkek egemen iktidarın şiddet ürünü olduğunu kaydeden Ayşe Nur Kizaroğlu, idam cezasının önleyici bir etkisinin olmadığı gibi geri dönülmesi imkansız hak ihlali oluşturduğunu belirtti. Ayşe Nur, “Bu cezanın uygulandığı ülkelerde suçun önüne geçilemediğini görüyoruz. 6 yaşındaki kız çocuğunun evlenebileceğini anlatan fetvalar, 12 yaşından küçük kız çocuklarının evlenebilmesi için yasal düzenleme girişimleri tecavüze zemin hazırlıyor” dedi.

‘İdam iktidarın karşısındaki yapılara uygulanacak’

Yasaların cinsel saldırı failini koruduğunu dile getiren Ayşe Nur, şu uyarıda bulundu: “İdam Demokles’in kılıcı gibi, iktidar karşısındaki yapılara uygulamak için kullanılıyor. Örneğin Gezi’de piyano çalmak suçtu ama 24 Haziran gecesi elde silah ile gezenlerin hiç biri ceza almadı. İktidara uygun suç ve cezalandırma durumu var karşımızda. Toplum bu konulara hazırlanıyor. Bu da fetvalar ve hutbelerle yapılıyor.”

‘Suçlular değil kadın ve çocuk cezalandırılıyor’

Çocuklara ilişkin her türlü istismarın “tecavüz” olarak düşünülerek adlandırılması ve cezalandırılması gerektiğini dile getiren Ayşe Nur, “Kravat takan, salavat getiren dışarıya salınmamalı ya da cezası indirilmemelidir. Kadın tahrik eden unsur gibi görülüyor. Kadının ve çocuğun kapatılarak cezalandırıldığı bir ortamdan ziyade tecavüzcünün, tacizcinin denetim altına alınarak yasalardaki cezasını çektikten sonra da denetiminin sürdürülebilir bir yaşantısı olmalıdır” diye belirtti.

Kadın ve çocuğa yönelik şiddet ile ırkçı saldırıların bir arada değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Reyhan Kaplan da, ülke gündeminin birden değiştiğine dikkat çekti. Bölgedeki kadın hareketlerinin hedef alınıyor olabileceğini ifade eden Reyhan, “Durum bölgesel gibi gösterilmeye çalışılabilir. Oysa sadece belli bir bölgeye ait değil. Türkiye’nin birçok yerinde bu taciz, tecavüz olaylarına rastlıyoruz. Ama burada da son dönemdeki seçim sonuçları ile orada yükselebilecek bir muhalefetin gazının alınması ve yüzeysel bir mücadele verilme hissi yarattı bende” ifadelerini kullandı.

‘Önergeler gerçekler açığa çıkmasın diye reddedildi’

Kadına ve çocuğa yönelik Meclis’e sunulan önergelerin AKP oylarıyla reddedildiğini hatırlatan Reyhan, şöyle devam etti: “Bir şekilde kendilerinin içinde olduğu ilişkilerin ortaya çıkmasından çekindiler. Bizim için bir takım şeylerin açığa çıkması için olumlu olacaktı. Ama bu yeni yasa ve anayasa ile bir takım değişiklikleri yapmak istiyorsa eğer kendi sistemlerinin hayata geçirilmesi için kullanıyor olabilirler” diye konuştu.

Kadına ve çocuğa yönelik erkek aklının ürettiği saldırıların engellenmesi için okullarda eğitim verilmesinin elzem olduğunu söyleyen Reyhan, kadın dernekleri, bütün sivil toplum kurumları ile siyasi çevrelerin tümünün ortak çalışmasının önemine dikkat çekti.

 

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler