Takip Et

Kültür-Sanat

Kardeşçe yaşamın umut yolculuğu: Kardeş Türküler 25 yaşında

Bundan 25 yıl önce ilk konserini veren Kardeş Türküler, 25’inci yıl konserlerinin ilkini bu akşam İstanbul’da gerçekleştirecek. Grubun perküsyon sanatçısı Diler Özer, Kardeş Türküler’in müzik ve dansın yanı sıra barış içinde kardeşçe yaşama ulaşmada bir umut yolculuğu olduğunu belirtti

Anadolu ve Mezopotamya’nın farklı coğrafyalarından onlarca türküye sahnede 25 yıldır hayat veren Kardeş Türküler, 25’inci yılını bu akşam Most-Uniq Açıkhava’da gerçekleşecek görkemli bir müzik şöleniyle taçlandıracak. Gruba, aralarında Candan Erçetin, Ayşenur Kolivar, Dalepe Nena ve Mikail Aslan’ın bulunduğu çok sayıda sanatçı da destek verecek. Ağustos ayı boyunca dinleyicileri müzikal bir yolculuğa çıkarak olan Kardeş Türküler’in, bir de plak sürprizi var. Jin News’tan Evrim Kepenek grubun perküsyon sanatçısı Diler Özer ile Kardeş Türküler ‘i ve müziğini konuştu.

* Kaç yıldır Kardeş Türküler’desiniz ve sahnedeki göreviniz nedir? 

Kardeş Türküler’in ilk kurulduğu yıldan bu yana grupta perküsyon çalıyorum. Zaman zaman organizasyon işlerini de üstlendim. Çünkü, bizimki klasik anlamda bir müzik grubu değil. 25 yıldır buradayım ve bu anlamda çok heyecanlıyım. Bir grubu 25 yıl yan yana, bir arada tutmak çok zor. Uzun zamandır bu akşam ki konserimize hazırlanıyoruz.

* Peki 25 yıl önce Kardeş Türküler nasıl ortaya çıktı? 

Biz ilk konserimizi 1993 yılında verdik. 1993’de Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü içinde dans müzik kısmında bir fikriyat olarak ortaya çıktı. Bir müzik ve dans çalışması yapan arkadaş grubu olarak evvelinde fikriyatını konuşmuştuk.

93’teki o ilk konserde halkların kardeşliği ve farklı kültürlerin bir arada yaşaması çerçevesinde talepleri olan bizlerin o günden bugüne olan yansıması bu grup.

* İlk konserinizi biraz daha detaylandırır mısınız?  

İlk konserimizde, Kürtçe, Türkçe,  Ermenice, Azerice şarkılar vardı. İlk kez Boğaziçi Üniversitesi’nde söylemiştik. Sonra farklı sivil toplum örgütlerinin merkezlerinde, kültür sanat merkezlerinde söyledik. 90’ların ikinci yarısında ise çok farklı alanlar açıldı, sanatın her alanında farklı kültürlere yer veren alanlar açıldı. Bir hareketlilik vardı. Ülkenin savaş koşullarını yaşandığı bir dönemdeyiz ama diğer yanda bunun da kışkırtmasıyla aslında farklı alanlarda mücadelelerin de bir araya geldiği gündeme geldiği bir dönemdir bu dönem. Bu da insanları üretmeye itiyordu. İnsanlar kendilerini ifade etmenin farklı yollarını arıyordu. Sadece biz değildik o yolları arayanlar.

* Medya nasıldı? 

Evet medya göstermiyordu ama farklı kanallarda sesimizi duyuruyorduk. Hatta o dönem,  ilk 8 Martlarda Newrozlarda sesimizi duyurabildiğimiz bir alan açılmıştı. “Birlikte güçlüyüz” diye bir slogan vardı. Tam tarihini hatırlamıyorum bir kadın mitinginde biz de vardık. Bu anlamda 90’lar bizim açımızdan hem çıkış yıllarını yaşadığımız hem de verimli bir süreç yaşadığımız dönemdi.

* Sonrasında…

2000’li yılların başında ise Avrupa Birliği süreci ile birlikte demokratikleşme adımların atılmasıyla, yeni alanlar açıldı bizler için. Ülke için durum böyleyken bizim de öğrenciliğimiz bitmişti, daha profesyonel adımlar attığımız bir dönemdi. İlk’lerin dönemiydi. İlk albüm, ilk grup olarak turneye çıktığımız ve ilk Harbiye Açık Hava Konseri’ni gerçekleştirdiğimiz yıllardı. Zamanla gruba sadece şarkılar değil dans da eklendi.

* Kardeş Türküler’i tek tipleşmeden 25 yıldır yan yana tutabilmenin sırrı ne?

25 yıl geçti evet. Bu zaman zarfında herkes aynı değil. Bu projenin kuruluşunda esasında önemli roller oynayan arkadaşların bazıları aramızda değil. Farklı katılımlar oldu güçlenildi. Klasik bir müzik grubu olmayışımız bir arada olmanın sırlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bilirsiniz klasik müzik grupları, kişiler üzerine kurulur ve kişiler bir şekilde gruptan ayrılınca gruplar dağılır. Kötü bir şey değildir bu. Ancak bizim müzik grubumuz kişiler değil bir fikriyat üzerine kurulduğundan fikriyat var oldukça grup da var olur diye düşünüyorum.

Bu grup ortaya çıktığı dönemde, bu ülkede insanlar, halklar kutuplaştırılarak yaşatılmaya çalışıyor her zaman bir ayrımcılık ötekilik vardı. Yine böylesi bir dönemden geçiyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde bu var.  Bu her zaman karşı çıkacağın bir hal. Bu nedenle de Kardeş Türküler fikriyatı bitmedi, bitmez.

Kardeş Türküler bir yönü ile de müzik ve dansla birlikte, barış içinde kardeşçe yaşama ulaşmada bir umut yolculuğudur. Karşı çıktığın şey seni yaratıcılığa itiyor ve bu yaratıcılık etrafında bileşenlerle yan yana durabilmek, sahnede bir arada olmak, bizi bir arada tutuyor, yaratıcılık bizi bir arada tutuyor.

* Kardeş Türküler’in nasıl bir çalışma disiplini var? 

Her zaman düzenli disiplinli çalışabiliyoruz diyemeyiz ancak elbette bir çalışma kültürümüz var. Diyelim bir konserimiz var, buna dair çalışmalar, araştırmaları okumak, farklı yanlarını birbirimize anlatmak, bir alan araştırması gibi ama tabi kapsamlı değil ama tematik bir çerçevede çalışma yapıyoruz. Grup olarak konuşmak ve tartışmak hepimize iyi geliyor. Sonra provalar başlıyor.

* 25’inci yıl kapsamında dinleyicilerinizle paylaşacağınız başka etkinlikleriniz var mı? 

Bu akşamki konser görsel öğelerle de destekleniyor, bu bir farklılık. Sahnede müzisyen dostlarımız da olacak. Kalabalık sahne olacak. Bu konserin benzerleri Ağustos’ta farklı yerlerde gerçekleşecek.  5 Ağustos’ta Altınoluk’ta, 11 Ağustos’ta Antalya’da, 18 Ağustos’ta Bodrum’da, 19’unda ise Datça’da olacağız.

Aynı zamanda bu sene sonbahar aylarında 25 yıl çerçevesinde ilk albüm Doğu’nun ve geçen yılki Yol albümün plakları dinleyici ile buluşacak. Sürpriz diyelim başka projelerimiz de var.

 

 

Günün Haberleri

Kültür-Sanat konulu diğer haberler