Takip Et

Editörün Seçtikleri

Kır emekçilerinin şairi Cigerxwin

Özgürlük için kavgayı zorunlu gören, barışın özgürlükten geçtiğini bilen ve söyleyen bir şairdir Cigerxwin. Vietnam-Kore-Angola-Hint halklarının yanında, emperyalizmin karşısındadır. Cigerxwin’u diğer Kürt şairlerinden ayıran en önemli özelliği, işçi sınıfı devrimlerinin ve ezilen halkların kurtuluş mücadelelerinin yoğunlaştığı çağda yaşıyor olmanın bilincine varmış olmasıdır. Sınıf mücadelesinde durduğu yer, emekçilerin ve Bolşevik devriminin şahsında uluslararası proletaryanın safıdır

1903’te Mardin’in Hesar köyünde dünyaya gelen ve seferberlik yıllarında ailesiyle birlikte Suriye’ye göçen Cigerxwin’un şiirleri, yaşadığı döneme tanıklık eder ve Kürt yoksullarının karşı karşıya bulunduğu sorunları dile getirir. Kürt kırındaki yaşam zorlukları, özgürlük hasreti ve mïcadelesi, Kürt yoksul köylülerinin (ırgat-rençper) ve işçilerinin sorunları ve umutları seçtiği başlıca konular arasındadır. “Sewra Azadi” (Şam-1945), “Kime Ez” (Beyrut-1973), “Reşoye-Dare” ve “Divan”ında yer alan şiirlerin ortak temasını Kürt tarihi, kültürü, gelenekleri, Kürt toprak ağalarına karşı ırgatların mı̈cadelesi vb. oluşturur. Çocukluğu ve gençlik yıllarında çobanlık ve ırgatlık yapmış olması şiirlerindeki konu seçimini etkilemiştir. On yıllık din eğitiminden sonra cami imamı olarak “hocalık” yapmaya başlayan Cigerxwin, eşitsizliğin ve sömürünün, Kürtlere uygulanan baskı ve asimilasyon politikalarının farkına vardıkça şiirlerine de bu temalar egemen olur. Bir süre sonra da cami hocalığını bırakarak ağaların topraklarında yarıcılık yapmaya başlayacaktır.

Celadet Ali ve Kamuran Bedirhan kardeşlerle Hawar dergisini (57 sayı yayımlanmıştır) çıkarmaya başlar. Birçok şiiri bu dergide yayımlanır. Marksizm- Leninizm’i ögrendikçe şiirlerinde de işlemeye çalışır. Kürt işçi ve emekçilerinin kurtuluşunun dünya işçi ve emekçilerinin mïcadelesine bağlanmaktan, onlarla birleşmekten geçtiğini gücü yettiğince anlatır. Amerikan emperyalizminin “Kürtlerin davası”ndan yararlanma politikalarına karşı durur. Truman’ın politikalarını ve McCarticiliği eleştirir.

Özgürlük için kavgayı zorunlu gören, barışın özgürlükten geçtiğini bilen ve söyleyen bir şairdir Cigerxwin. Vietnam-Kore-Angola-Hint halklarının yanında, emperyalizmin karşısındadır. Cigerxwin’u diğer Kürt şairlerinden ayıran en önemli özelliği, işçi sınıfı devrimlerinin ve ezilen halkların kurtuluş mücadelelerinin yoğunlaştığı çağda yaşıyor olmanın bilincine varmış olmasıdır. Sınıf mücadelesinde durduğu yer, emekçilerin ve Bolşevik devriminin şahsında uluslararası proletaryanın safıdır. O, şiirlerinde Kürt işçi ve yoksul köylülerinin Lenin ve Stalin’in devrimci yolunda yürümesini kurtuluş için tek umut ve tek yol olarak gösterirken, bağımlı geri toplumların karşı karşıya bulundukları nesnel zorlukların bu yürüyüş için daha fazla kararlılık gerektirdiğini söylemekten de kaçınmaz. “Güç bela yetiştik” der, “İşçilerin köylülerin safına.”, “Perda bındesti”nin (Tutsaklık Perdesi) yırtılması için “Ilhama mezin (Sewra Oktobır) ınqılabo sor” yolu göstermiştir. Ekim Devrimi, “Körleri göz nuruna kavuştur”muş, sağır kulakları” açmıştır!
“İlham ji şaireki Ermen” şiiri şu dizelerle başlar:
“Ev rıya dırej me hınek kın kır xweş bı çuna xwe
Lı şuna esfelt me ev re raxıst tev bı xwına xwe
Ev rıya
Markıs ev rıya Lenin me ji daye ser
ey nesle he be, ji bo te me heşt çend şop ü eser..”
“Yolun ta sonuna kadar” kararlı yürüyüşten yanadır Cigerhun.
“Eniya me bılınd dıle me pır xurt guh nadın zore..
Me şev derbas kır ew şeva tari tıji zılm ü zor
Şefeq xwe hılda lı bakur u jor ew şefeqa sor
Em çun u dıçın, naye guhertın tu çarı ev re
Pıre jı me ra ava buye em ketın we pıre
Da insaniyet bı serbesti xweş
te re derbas bi
Jı zor u zılmen koledaran zu zu xelas bi
Bı agıre dıl dili koleti bışewıtenin…”
“Kölecinin zorbalığından” insanlığın, işçilerle köylülerin, ırgatlarla yoksulların kurtulmaları için Ekim Devrimi’nin yolu açtığını, şafağın şavkının Kürtlere de vurduğunu düşünmektedir Cigerxwin. Stalin’in, Lenin’in ve Marx’ın eserinin sadık takipçisi olduğunu düşünür ve ölümünden sonra fırsat yakaladıklarını
düşünen saldırganlara inat, Stalin için ağıt yazar.
“Dınya ko te nebi bırçıbun, nebi get rıya
herkes ru bı ken; xweşe ev dınya, pır xweşe ev dınya
Jı bo ve dınya
em mane be kar em mane be mal
Jı dorme revin hevalen kevnar ew qelseheval!..
Le em dıçın sere me bılınd, çaven me lı jor
Terej dane me şefeqa ronak we
şefeqa Lenin
Şewqa xwe da Kurd, bıji Sıtalin, bıji Stalin.”
Stalin’in ölümünü insanlık için büyük kayıp sayan Cigerxwin,
“Seydaye mezın rebere insan
Nav ü
xebata te bo me her man
Peşne te çarek neşım bıbejim
ne gewheri me duran brejim”
dizelerinde içten bir iniltiyle duygularını dile getirir. Stalin’i “dört bir
yana dal budak salmış barış ağacı”na benzetir ve düşmanların onu “sökme”yi başaramayacaklarını haykırır.
Ona göre bu “çok güzel dünya”da, “herkesin yüzü gülsün” diye, “dönekler kaçsa da”, kişi “evsiz barksız kalsa” da “Aydınlatıcı şafak”a doğru yürümektir gerekli olan. Cigerxwin, toplumsal hareketin yasalarının bilinciyle sorunlara yaklaşır, Kürtlerin, Arapların, Zencilerin, Hintlilerin, dahası bütün insanlığın boyunduruk altında bulunduğunu, bunun nedeninin sermaye sistemi olduğunu söyler, umudunun maddi dayanağını ezilenlerin hareketinde bulur, insanın kurtuluşunun sosyalizmde olduğuna içtenlikle inanır, bunu dizelerinde coşkuyla dile getirir.
“Koledar ü zorkeran” ne denli zulüm ve zorbalık yapsa da, yıkılmaktan kurtulamayacaktır. Çünkü “dünyanın döngüsü”, doğudan ve batıdan halkların ayağa kalkmasını kaçınılmaz kılmaktadır ve işçiler “artık uğraştalar.”
“Tev dı ve re de dıbazın, wek pılıngan qore qor
Her çıqa zore bıkın, wın me dajon ber bı peş
Pır nezike sewre rabi, leşgere Kurdı ü sor.” (Kime Ez-1973)
“Heval Pol Robson” başlıklı şiirinde şöyle seslenir:
“Ey heval Robson
Derde mın ü te ev dere gıran
Zordestıya ku hate nav cihan
Hın mezın, bılınd, dehqan, xanedan
Hın reben, bındest, mane, perişan
Jı vi
derde me Markıs ü Ingıls
Bune du rezan, bun do hozan
Lenin, Sıtalin re şani me dan
pale şıyar bun, xebat ü lebat
Roj hılat… roj hılat …„
Cigerxwin, sermaye egemenliğinin açlığın, yoksulluğun ve yoksunluğun nedeni olduğunu belirterek “bu cihanın hepimize yettiği”ni söyler ve halkların sermaye boyunduruğundan kurtuldukları özgür bir dünyada yaratılan zenginliklerin ve güzelliklerin paylaşılmasından duyduğu mutluluğu dile getirir.
“Heval Robson”da,
“Burada kahvaltı edelim balla
Moskova’da öğle, Çin’de ikindi yemeği
Newyork’ta akşam, Londra’da yatı…
karacıklar beyaz derililer
kirve olalım hepimiz
Bir çırpıda kanatlanalım Merih’e
El ele verelim Şirin’le Zeliha’yla” ister.
Bu dünyada “açlar”ın, “çıplaklar”ın, “öksüzler”in
kalmamasıdır isteği Cigerxwin’un.
“Ey heval Robson!
ev cihana xweş
besi teva ye, çı sıpi çi reş
dıve derbaskın ru bı kenü geş
dewlemend, serbılınd/ tev bı
here rınd
nemının şewi, bırçı ü tazi…”
Yeryüzü cennetinde dünya insanlığının kardeşçe ve mutlu yaşamını istemektedir Cigerxwin.
“Em hemi dost ü bıra bın da
bıbi baxü bıhışt
Mın jı nav baxe cıhane, bax ü bustanım bes e”
Ancak bunun gerçekleşmesi için, “esenlik ve kurtuluş” için düşmana karşı birleşmek ve mücadele etmek gerekmektedir. Şiirlerinde Cigerxwin’un yoğun biçimde işlediği temalardan biri budur. Cigerxwin, Kürt yoksullarının ezilmesi ve sömürülmesinde Kürt toprak sahipleri ve burjuvalarının rolünün farkındadır ve bu durumun degişmesi için Kürt emekçilerinin birleşip mücadeleye atılmasını istemektedir.
“Axa bı deh gunden xwe ve,
Bawer dıke Keyxusrew e
Talanker ü dız ü keleş
Wi daye ser reça
gure.
Hale me kurmanca ev e,
Em de çılo serbest bıjin..”
“Onların derdinden” başlıklı şiirinin ilk dizeleri şöyledir:
“Kurmanc hemi axa ü beg ü mir ü mela ne,
Hikmet ev e her dem ko belengaz ü geda ne.
Axa ü began
deste sıtem danıye ser wan;
Talanker ü dız ü keleş ü be ser ü pa ne…”
Kurtuluş için Kürt işçi ve emekçilerinin birleşip mïcadeleye atılmalarından başka bir yol olmadığını dile getirir.
‘Daha ne kadar köle kalacağız’ böyle ‘ayaklar
zincirli, kollar boyunduruklu’ diyerek zincirlerin kırılması ve özgürlüğün elde edilmesi için ayağa kalkılmasını ister.
“Ta kengi kole bın em
Pi dı bend ü mıl dı nır
Tımlı benda koledaran
Wer bımenın destegır
Ev dema azadi ye
Ev dema azadi ye
Ger bı kustin wer bı hıştın
Yan xweşı ü yan reşi
Her dıvi em bıbne yek
Her dıvi em bıbne yek
Wek bıra bın wek bıra..”
“Ne güne dek ağa ve beylerin işçileri olacağız
Ne güne dek köpeklerin ayakları arasındaki kemik?” diye öfkeyle sorar ve devam eder:
“Ta kengı eme kole ü rıswa ü ebıd bın
Bındeste mıroven weki Bayar ü
Seid bın
Ta kengi li sınora weki bırç ü kılid bın
Ta kengi jihevre hemi merxas ü egid bın
Ey karker ü cotkar bes e dem hatiye rabın..”
O, işçilere ve ırgatlara sermayeye ve ağaların zulmüne karşı birleşmeleri için seslenmekle kalmaz, mücadeleci kadınları selamlar ve dünya gençlerini zorbalara karşı birleşmeye çağırır.
“Rabın bı ben/ deng ü qıran
Awaze xweş/ Rabın..”
“Zorbalara karşı birleşin hepiniz
Truman’a söyleyin, Makkarti’ye
Suman’a söyleyin Çörçil’e
Hitler gibi
olmayın, savaş istemiyoruz biz” ve devam eder
“Bıbın yek hemi zana ü reban
Bışkenın qeyd ü zencir ü kepen
Herın dıl bı kul, werın rü bı ken
Ey wefde
selam, wey wefde weten..”
Köleliğin ve zorbalığın son bulmasının başka bir yolu yoktur onun için. Bundandır ki köleliğin ve zorbalığın temsilcileri onun şiirlerinin duyulmaması için çaba göstermiş, Kürt burjuva milliyetçileri de, bu işçi ve emekçi şairinin dizelerinde özenle işlediği sınıf mücadelesine kulaklarını kapatmışlar, onu yalnızca “Kürt olan yanı”yla görmek istemişlerdir. Cigerxwin, “cinayet ve zindanla yok olmaz ki Kürt milleti” diye seslenirken “Kes bı lavlav ü bı dilek vi beri nabın seri” demekten geri durmayacak kadar özgürlüğün “yalvarma ve temenniyle” kazanılamayacağının da farkındadır.

Yaşamı zorluklar içinde, sürgün ve zorunlu göç yollarında, ırgatlık ve çobanlık yaparak, ağaların ve ulusal baskı uygulayan hakim sınıfların zorba yönetimi altında geçen bir şairin dizelerinde kır yaşamını, Kürt köylülerinin durumunu, ırgatların “sefil halleri”ni dile getirmesi anlaşılır bir durumdur. Ama Cigerxwin, ‘düşünce sistematiğini’ kendini çevreleyen bu ‘dar koşullar’la sınırlamamıştır. Dünyadaki gelişmelerin, kapitalist sistemin çelişkilerinin, emperyalistlerin halkları zorba yöntemlerle köleleştirmelerinin ve bundan kurtuluşun kaçınılmaz olduğunun bilinciyle ırgatlara, işçi ve köylülere seslenmekten geri durmaz.
Sovyet Devrimi’nin insanlığın kurtuluşu için açtığı yolu görmüştür, yakarmayla, temenniyle kimsenin özgür olamayacağını, dahası zulüm, sömürü ve zorbalığın yeryüzünden kaldırılamayacağını ısrarla söylemektedir. Böylece o, devrimci “Kürt şairi” olma sınırlarını aşar ve bir “yeryüzü şairi” olmaya yönelir. 1984’te İsveç’te ölen Cigerxwin ve onun şiirleri yalnızca şiirle ilgilenenler için değil, her türden gericilik ve emperyalizme karşı mücadele içindeki işçi, emekçi ve gençler için de öğrenmeyi gerektirir değerdedir!

Sadık Aytekin/Evrensel

Günün Haberleri

Editörün Seçtikleri konulu diğer haberler