Takip Et

Makaleler

MİTOS, LOGOS VE NEWROZ

Mitolojilerde halkın mantığını görmek de zor olmasa gerek. Dehak ve Kawa çatışmasında diyalektik yaklaşımın izini sürmek pekala mümkündür. İki sınıfın temsilcisi olarak vardır taraflar. Yalını değil karmaşığı temsil ederler. Dehak, Dehak’tan ibaret değildir. Egemen sınıfların temsilcisidir, bir kültürü işaret eder. Kawa da, kendinden ibaret sayılmaz. Halk, mitosu kurgularken ilkini saraya, ikincisini de adeta kulübeye yerleştirmiştir. Kulübedekilerin saraylara ve saltanatlara savaş açtığını ifade etmektedir. Bu haliyle düşünüldüğünde diyalektiğin göründüğü ilk mitoslardan biridir: Kawa mitolojisi.

Her halkın tarihinin mitoslara bürünmüş olması bir realitedir. Anadolu ve Mezopotamya halklarına özgü bir mitolojiden söz etmek de bu bağlamda anlamlı olacak. Kürt mitolojisi dendiğinde de, akla hemen Newroz’a temel teşkil eden mitoslar gelir. Mitos kavramı, logosa gönderme yapar. Mitos’tan gerçeğe ve somuta doğru ilerlemede logos yeni bir evredir/momenttir. İkisinin de söz, bilim, mantık gibi anlamları vardır. Bu ikili kavrama bir de epos’u yani destanı eklemek yanlış olmaz: Mitos, logos, epos. Adeta diyalektik üçlüdür.

Logos, hem doğanın hem aklın, dolayısıyla da mitosların, destanların mantığını açıklamada merkezi bir terim olarak Yunan felsefesinde kendisine yer bulur. Kawa’nın direnişini, dahası Dehak’ın sömürü ve zulüm düzenine karşı geliştirdiği saldırı ve hücumlarının logos’a (mantığa) uygun olması beklenir. Öyledir de. Dehak kimdir? Asur kralı. Özelliği nedir? Yılan, çıyan gibi hayvanlar besleyen biri. Genç nesillere, çocuklara musallat oluyor. Onların beyinleriyle, ciğerleriyle hem kendi besleniyor, hem de hayvanlarını besliyor. Dehak’ı bir tez olarak düşünürsek onun antitezi Kawa’dır. Sentezi ise newroz’la açıklayabiliriz.

Mitolojiler Kafadan Uydurma Değildir

Mitolojiler, idealizmin sandığı gibi “kafadan uydurma” anlatılar değildir. Gerçeklikten uzak olmakla birlikte ondan tümüyle de izole edilemezler. Mitos ve logostan gerçekliğe doğru ilerlemek bu nedenledir. Buradaki mücadele ve direniş mitolojisinin newroz gibi bir fenomene dönüşmüş olması, somut bir gün ve içeriğe kavuşmuş olması mitos ile gerçek arasındaki ilişkiye gönderme yapar. Anadolu, Kafkaslar ve Mezopotamya halkları, bilhassa da Kürdistan halkları açısından newroz, trajedi ve zafer unsurlarını içinde barındıran bir sosyal olaya dönüşmüştür. Sentez buradadır. Birlik, beraberlik, mücadele, barış ve kardeşlik gibi bir bütünselliği ortaya çıkarmaktadır. Türkiye ve Kürdistan halkları için birleşim anlamına gelir, yapılan newroz gösterilerindeki ve kutlamalardaki zenginlik ve çeşitlilik de bunun kanıtıdır.

Mitolojilerde halkın mantığını görmek de zor olmasa gerek. Dehak ve Kawa çatışmasında diyalektik yaklaşımın izini sürmek pekala mümkündür. İki sınıfın temsilcisi olarak vardır taraflar. Yalını değil karmaşığı temsil ederler. Dehak, Dehak’tan ibaret değildir. Egemen sınıfların temsilcisidir, bir kültürü işaret eder. Kawa da, kendinden ibaret sayılmaz. Halk, mitosu kurgularken ilkini saraya, ikincisini de adeta kulübeye yerleştirmiştir. Kulübedekilerin saraylara ve saltanatlara savaş açtığını ifade etmektedir. Bu haliyle düşünüldüğünde diyalektiğin göründüğü ilk mitoslardan biridir: Kawa mitolojisi.

Kawa, Yeniyi ve Geleceği Temsil Eder

Arkayik Kürdistan halkının gözünde Dehak, çalışmadan yaşayan, saraylar ve saltanatlar sahibi birisi. Belki de böyle birisi yaşamadı. Ama bunun önemi yok. Halkın, olup biteni nasıl tasvir ettiği, düzenlediği ve kurguladığı daha önemlidir. İsimlerin, hatta mekan ve zamanın da önemi yoktur. Aynı halkın, Kawa’yı çalışan sınıflardan biri olarak sunması da dikkat çekicidir. Düşüncede dengenin kurulması için Dehak’ın karşısına birisinin getirilmesi icap eder. O kişi ara veya orta sınıflardan olamaz. Kralın karşısındaki en zıt sınıftan olması gerekir. Halkların –düşüncenin- diyalektiği bunu gerektirir.

Kawa’nın çalışan sınıflardan olması da yetmez. Başkaldırı potansiyeli taşıyan bir konumda olması şarttır. Bu durum, büyük hesaplaşma içindir. Halk, bu ayrıntıyı da göz ardı etmemiştir. Kawa’ya bir de mesleki boyut yüklemiştir ki o bir demirci ustasıdır ve modern terimle söylersek devrimcidir. Demiri, gelişmenin ve uygarlığın göstergesi olarak ele alabiliriz. Yeniyi, sertliği ve gücü temsil eder. Kralın askeri ve siyasi gücüyle dengelenmesi ve hatta onu geride bırakması gerekir ki, mücadelede galip gelinebilsin.

Dehak – Kawa Çatışmasının Anlamı

Kawa mitolojisinin öğrettiği bir şey daha var. Halkın mantığına göre hiçbir düzen sonsuza kadar var olamaz. Ortaya çıkan her kral, bey, paşa eninde sonunda müzelik olur. Bu mantık eski çağlarda olduğu gibi günümüzde de ziyadesiyle geçerlidir. Krallıklar, imparatorluklar, cumhuriyetler; bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları sonsuza kadar var olamazlar. Her klasik veya modern kral, karşısında modern bir Kawa ya da Spartaküs bulur, bulmuştur, bulacaktır. Eski kralların tattıklarını yenileri de tadacaktır. Goethe’nin söylediği gibi dünyaya gelen, dünyadan silinecektir. Bu bir doğa ve toplum yasasıdır.

Emek-sermaye çatışmasını yansıtması bakımından tarihin belki de en özgün mitolojisinden söz ediyoruz. Dehak-Kawa çatışması, iki lider, iki sınıf demektir. Bu mitos egemen sınıfların, egemenlik kuran düşüncelerine karşı geliştirilmiş bir karşı düşünce iklimine tekabül ediyor. Çünkü ezilen sınıfların da düşünceleri vardır; sanat, felsefe ve bilim anlayışları vardır; önerdikleri ve savundukları siyasal görüşleri söz konusudur. Her yeni doğan ve gelişmekte olan sınıf başka bir dünya, başka bir yaşam ve başka bir kültürün arzusu içindedir.

Üreten Kimse, Yöneten Odur

Kawa efsanesi, bir yandan da sınıf mücadelesinin keskinliğini açıklamaktadır. Sınıf çatışmasının uzlaşmaz (antagonist) bir çatışma olduğuna dayanmaktadır. Bu yüzden de newroz kutlamalarında yalnız Kürtlerin değil, tüm halkların ve bilhassa işçi ve emekçilerin de buna eşlik ediyor olması, kendilerini newrozla ilişkilendirmek istiyor oluşları anlamlıdır. Destanın mantığı bu bütünselliğe imkan verecek tarzda kurulmuştur. Katmanlı bir yapısı bulunmaktadır. Bu bağlamda modern sanatın, mantığını halklar mantığından aldığını ileri sürmek mutlaka hatırlatılmalıdır.

Kawa’nın destanında üretim olgusu hemen dikkat çekiyor. Üreten kimse, yönetenin de o olması gerektiği fikri en eski halklar tarafından dillendirilmiş bir düşüncedir. Modern dönemlerde de buna uygun anlayışlar geliştirilmiştir. Yetki ve karar halkın ve emekçilerin olmalıdır; çünkü üreten onlardır. Halk da bu ilkeden kalkarak Kawa’yı geleceğin temsilcisi olarak betimlemiştir. Mümkündür, çünkü kral bir avuç azınlık olarak gösteriliyor, Kawa ise büyük bir halk topluluğu olarak…

Destanın Kurgusu ve Aşamalı Yapısı

Kawa’nın direnişe geçmesi ve ayaklanma fikrine karar vermesi için yeterli nedenlerin oluşması gerekirdi. Destanın kurgusu ve aşamalı yapası da, gerekli hazırlıkların yapıldığını ve ayaklanma için yeterli ilkelerin oluştuğunu serilmiyor. Demiri döverken giydiği önlüğünü bayrak yapar Kawa. Demiri tavında dövmeye de alışkındır. Balyoz, böyle durumlarda inip kalkarken daha da etkilidir. Halk, destana dinamizm katmak için fırsatlar sunar. Kawa’nın eline balyozlar, mızraklar bunun için vardır. Her türden alet edavat Demirci’nin üretimi olarak tasvir edilir.

Destan yaratıcısı halkların, bunu da belli bir “halk dehası” ile düşündüğünü gösteriyor. Demirci Kawa da diğerleri gibi çok çocukludur ve çocuklarını Dehak’a kurban vermek zorunda kalmıştır. Dehak’a savaş açmak için gerekli psikolojik, kişisel, duygusal nitelikleri kendinde barındırmaktadır. Son çocuğu için harekete geçmelidir Demirci. Yine de halkın kişisel motivasyonla toplumsal motivasyonu birleştirdiği anlaşılmaktadır. Çünkü Kawa, dağlardan inerek kralın kalesini kuşattığında arkasında, daha evvel çocuklarını kurban vermiş geniş bir halk kitlesi yer almaktadır.

Saray Kuşatılır, Kale Düşer

Ateşler Yakılır, Danslar Edilir

Modern siyaset felsefeleri, Marksist siyasal analizler, sınıf mücadelesinin hangi yollarla, hangi araçlarla sürdüğünü sorun yapar. Ilımlı yollar, barışçıl mücadele biçimleri, şiddete dayalı yöntemler de tartışma konusu olur. Kürdistan mitolojisine bakılırsa ve Kawa’ya verilen görev göz önüne alınırsa şiddet kaçınılmazdır. Kawa ve önderliğindeki kitleler ilkel de olsa mücadeleyi silahlarla yürütmüştür. Silahlar Demirci’nin üretimidir. Üretim araçlarını savaş silahı olarak kullanmak, oldukça özgün bir anlayışı işaret etmektedir. Kralın sarayı bu silahlarla kuşatılır, ordusu, koruma gücü ve destekçileri imha edilir. Kale, Dehak ile beslediği vahşi hayvanlar ve yardımcılarıyla birlikte ateşe verilerek yerle bir edilir.

“Kışın sonu bahardır” misali Kawa destanı 21 Mart’a ve bahara temas eder. Zafer ve özgürlük de o gün gelir. Halk, elde edilen zaferi ateşler yakıp kutlayarak dans ederken, mücadele geleneğine büyükçe bir halka eklediğinin belki de farkında bile değildir. Dolayısıyla newrozlarda ateşlerin yakılarak kutlamaların yapılması doğaldır. Kaldı ki ateşin de mitolojik bir geçmişi olduğu unutulmasın. Mitoslar birbirlerinden özellikler de taşırlar. Bu efsanelerdeki ittifak, gerçekte halklar ve emekçi sınıflar arasındaki ittifakın bir neticesi olarak ortaya çıkarlar. Çünkü gerçek yaşam ve halklar olgusu, mitos ile logosu öncelemekle beraber onlara ruh ya da içerik vererek newroz veya benzeri formlarda görünüşe çıkmalarına olanak verir.

Günün Haberleri

Makaleler konulu diğer haberler