Takip Et

Analiz

Seçimler sürecinde taktik siyaset ile stratejik siyaset bileşkesinde devrimci duruş

Proleter devrimcilerin her koşulda kendi gündemleri olmak durumundadır ki, bu gündemi yaratarak bağımsız devrimci rotada ilerlemenin şartı, hem siyaset sahasında ve hem de stratejik duruş bağlamında devrimci ilke ve çizgiye bağlı kalmaktır

Siyasi gündemin seçimler ekseninde biçimlendiği herkesin malumudur. Burjuva hakim sınıflar demokrasi oyunu olan seçimler vasıtasıyla kitleleri de dahil ettikleri siyasi iktidara endeksli bir mücadele-yarış yürüterek hangi kıliğin başa geleceğini karara bağlayacaklar. Bu bakımdan siyasi gündemi belirleyen hakim sınıflardır ve gündem aslen brjuvadır. Ne var ki, mesele bu kadarla sınırlı değildir. Biçimsel olup formaliteden ibaret de olsa, ‘’demokrasi’’ diye lanse ettikleri seçim düzenlemesiyle kitlelerin önüne bir sandık koymakta, kendilerine alternatif olarak yine kendilerini sunan bir oyunla kitlelerin tercihini koşulladıkları bir tercihte bulunmaya davet etmektedirler. Kitleler alternatifsizliğin, umutsuzluğun ya da çaresizliğin bir neticesi de olsa bu davete iştirak etmektedirler. Öyle ya da böyle kitlelerin dahil edildiği/olduğu seçim konulu bir gündem veya siyasi süreç yaşanmaktadır. Kitlelerin dahil olduğu ya da edildiği siyasi bir süreç veya gündeme Komünist ve devrimcilerin kayıtsız kalması beklenemez. Bu durumda, seçim endeksli siyasi gündem hakim sınıflar tarafından belirlenip aslen burjuva gündem de olsa, halk kitleleri ve onların siyasi partileri, temsilci ve sözcüleri objektif olarak gündeme dahil olup iradelerini ortaya koymakta, gündemi kendi sınıf çıkarları lehine değerlendirmeyi hedeflemekte-hedeflemelidirler.

Buna uygun olarak, seçim çalışmaları sürecinde somut kazanımlar elde etmeyi ötelemeden seçim sonuçlarını siyasi hedefleri doğrultusunda etkilemeye çalışmalı, esasta da bu süreci düzenin siyasi teşhiri ve kitlelerin örgütlenmesi zemininde devrimci çalışmalarını yaygınlaştırıp geliştirmeye dönük bir bilinçle ele alıp yürütmelidirler. Yani, demokratik seçim ittifakı içinde milletvekilliği seçimlerine giren ittifak adaylarının kazanması için mümkün olan bütün çaba ve çalışma hiçbir gerekçeyle gevşetilmeden sıkı bir şekilde ortaya konulmalıdır ve desteklediğimiz cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın başarısı için de aynı çaba sarf edilmelidir  bu bir. İki, bu somut kazanımların elde edilmesi için gösterilen çaba-çalışma kesinlikle burjuva düzenin (ve parlamentonun) siyasi teşhirini görev edinen bir içeriğe oturtulmalıdır. Ve üç, bu çaba ve çalışma mutlak suretle kitlelerle yaygın ilişkilere girilmesi, bu ilişki içinde Sosyalist program ekseninde yürütülecek yoğun ajitasyon-propagandayla kitlelerin örgütlenmesi hedeflenmeli, devrimci örgütlenmemiz yeni ilişki ve kazanımlarla buluşturulup genişletilmelidir… Bu muhtevanın göz ardı edilmesi, burjuva gündeme yedeklenilmesi anlamına geleceği gibi, seçimlerin taktik siyaset olarak ele alınması anlayışının aşınarak ciddi bir sapmaya düşülmesi demek olacaktır.

Devrimci siyaset ve çizginin somut siyasi gündem ve çalışmalarıyla sınırlı olmayan bakışı, süreç siyasetinin taktik olarak değerlendirilmesi biçimindeki temel anlayıştan beslenir. Ki, bu, seçimler eksenli devrimci çalışmanın taktik siyasete uygun somut görev biçiminde yürütülmesine paralel olarak, bu çalışmanın siyasi iktidar mücadelesine hizmet temelinde ele alınıp, siyasi iktidar hedefiyle anlamlı olan devrimci çizgideki stratejik duruş ve görevlerin unutulmadan yerine getirilmesi anlamına gelir. Daha açığı, izlenen taktik siyaset ve yürütülen somut çalışmanın sadece seçimlerle ya da seçimler süreciyle alakalı geçici bir süreç olduğu, siyasi iktidar mücadelesini konu alan devrim örgütlenmesinin kalıcı ve stratejik olduğu, dolayısıyla bu sahadaki görev ve sorumlulukların bir an bile unutulmaması gerektiği bilince çıkarılmalı, buna uygun konumlanılmalıdır.

Bu ne demektir? Bir; yalnızca bir göreve kilitlenmemeli, taktik ve geçici olan bir çalışma sürecine göre konumlanma esasına geçilmemeli ya da düşülmemelidir. Bu anlamda, seçimlere uygun yasal çalışma tarzı, egemen hale getirilerek tüm örgütlenmelerimizi kapsayan tam bir aleniyete yol açmamalı, korunma, gizliklik, deşifrasyon gibi unsurlar dikkatten kaçırılıp her şeyi ifşa eden rahavete kapılmamalıdır. Uygun güçlerle uygun çalışmalar yürütülmesi benimsenmelidir. Seçimler süreci geçici olmakla birlikte, sonrasında yaşanacak muhtemel gelişmeler hesaplanarak hareket edilmelidir. İki, siyasi iktidar perspektifli stratejik duruş, görev ve örgütlenmeler ihmal edilmeden korunmalı, boş bırakılıp unutulmamalı, gevşetilip kendiliğindenciliğe terk edilmemelidir. Nitekim devrimci siyaset ve strateji birliği aynı anın koparılamaz bütünüdür.

Yukarıda bütünlüklü bakış açısı olarak ortaya konulan bu yaklaşım, bizleri burjuvazinin gündemine hapsolmaktan kurtaran, ona yedeklenmeden gündemi kendi siyasetimiz ve stratejimiz temelinde ele alan devrimci anlayıştır. Burjuvazinin egemen olup ülkedeki siyasi gündemi belirlemesine karşın bizlerin olanaksızlıklar içinde doğru streteji ve taktik siyaset temelinde kendi gündemizi yaratıp ona uygun yönelimler geliştirerek burjuva gündeme endekslenmeden ve onun gündemi içinde kendi gündemimizi yaratıp bu doğrultuda hareket etmemiz işaret ettiğimiz devrimci anlayışımızın göstergesidir. Şayet perspektif, bilinç ve pratik konumlanış olarak bu anlayış temelinde hareket edilmemiş olsaydı, yani, bütün örgütlenme ve görevler seçime hasredilip unutulsaydı ve yasal zemine dökülüp ifşa edilseydi, objektif olarak burjuvazinin tayin ettiği gündemin peşinden sürüklenmekten ve siyaset yöneliminde tasfiyeci eğilime düşmekten kurtulamazdık.

Proleter devrimcilerin her koşulda kendi gündemleri olmak durumundadır ki, bu gündemi yaratarak bağımsız devrimci rotada ilerlemenin şartı, hem siyaset sahasında ve hem de stratejik duruş bağlamında devrimci ilke ve çizgiye bağlı kalmaktır.

Devrimci tutum burjuva klikler arasında tercih yapmayı ilkesel olarak reddeder!

Seçimlerin önem taşıyan özelliklerine bağlı olarak yalpalayan ya da stratejik devrimci rotada ilkesel zeminini yitiren kimi eğilimlerin gündeme geldiği söylenebilir. Çeşitli gerekçelerle veyahut bilinen gerekçelerle cılız da olsa salt Erdoğan karşıtlığına saplanarak diğer burjuva faşist düzen partilerine ehven yaklaşan kimi siyasi eğilimlerin hortladığı görülmektedir. Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan karşısındaki faşist düzen partilerinden adayların desteklenmesine pozitif yaklaşan eğilimler belirgin olarak açığa çıkmaktadır. Oysa komprador tekelci burjuva sınıf siyasi partileri ve adaylarının ister milletvekilliği seçimlerinde ve isterse cumhurbaşkanlığı seçimlerinde desteklenmesi devrimci tutum açısından ilkesel bir hatadır. Ki bu eğilimler sağ tasfiyeci olmakla birlikte, son tahlilde sınıf işbirlikçiliğine uzanan eğilimlerdir. Öte taraftan bu eğilimin tam tersi tersi kulvarda demokratik nitelikteki HDP ve adayı-adaylarının desteklenmemesi biçiminde toptan reddçi siyaset yoksunu statik eğilimlere de rastlanmaktadır.

Bütün bu eğilimlerden farklı olarak bizlerin tavrı, siyaset sahasını devrimci hedef ve amaçlarımız doğrultusunda kullanmak ama bu siyaseti güderken de ilkesel ve stratejik tavrımızı korumak biçimindedir. Aynı zamanda düzen partileri ve adaylarını ilkesel sınıf tavrı ya da siyaseti uyarınca desteklememek ama demokratik parti ve adayları desteklemektir. Bu anlamda, faşizmin kitle temeline dayalı biçimde ve tekçi tek adam sultası açık faşizminin oturtulmasını baltalayıp boşa çıkarmak ve elbette Kürt ulsuyla dayanışma görevi temelinde onun demokratik nielikteki siyasi partisiyle ittifak politikası temelinde seçimlere girmek, böylece gerekli millet vekili sayısını da kazanarak Erdoğan’ın tekçi tek adam sultası faşizminin sözkonusu kurumsallaşmasını sekteye uğratmaktır. En önemlisi de seçim olanaklarını değerlendirerek kitleleri örgütleyip mücadele ve örgütlenmemizi geliştirme, düzenin siyasi teşhirini yapmaktır…

Bu siyaset ve anlayış temelinde bütün demokratik, devrimci ve sosyalist güçlerle ittifak içinde hareket edip daha büyük bir gücün açığa çıkarılması, dost güçlerle gerekli olan ittifakların sağlanmasında ısrarcı olunup en geniş yelpazede kitlelerin ittifaklara dahil edilip ortak çalışmaların geliştirilmesi önemsenmelidir. İttifak politikası temel yaklaşımımız iken, bu yaklaşım mutlak ve ilkesel bir sabitlikte değil, kimi özgünlükler veya şartlarda bağımsız adayların çıkarılması biçiminde şekillenebilir veya bağımsız aday zorunlu hale gelebilir. Bu devrimci sınıf cephesinin gündemi içinde de kendi gündemimizin ve ittifakla birlikte bağımsız politikamızın da olması demektir. Bu, ‘’Hem birlik, hem de bağımsızlık’’ siyasetidir.

 

 

 

 

Günün Haberleri

Analiz konulu diğer haberler