Takip Et

Kent-Ekoloji

Tohum tekelleri tüm kaynakları gasp ediyor!

“Önce tohum satıyor, sonra tarım ilacı satıyor sonra insanlar bunlardan kanser oluyor, kanser ilaçları satıyor. Yani üç taraftan cebi doluyor. Ülkeler de bu şirketlerin işlerini kolaylaştıracak işler yapıyorlar”

Dünyadaki ve Türkiye’deki su kaynaklarına ve tohuma tekelci şirketler tarafından el konulmak istendiğini söyleyen İzmir Yerel Tohum Topluluğu Eşsözcüsü Göknur Yeşil, son derece karanlık bir tablo çiziyor. İş işten geçmeden dünyadaki ve buna bağlı olarak da Türkiye’deki tarım politikalarının düzeltilmesi gerektiğini kaydeden Göknur, “Tarımcı yaşam kültürüne dönülmeli” dedi.

‘Tekelci kapitalizm köylülüğü bitirmeyi amaçlıyor’

Çok uluslu şirketlerin yerel tohumlar ve sular üzerinde hegemonya kurduğunu, ileride tohum ve su savaşları olacağını dile getiren Göknur, “4- 5 şirket var. Bunlardan en büyüğü Monsanto Alman Şirketi Bayer’le birleşti. Hastalıklara karşı dayanıksız hibrit ve Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) tohumlar üretiyor ki tarım zehri satabilsin. Önce tohum satıyor sonra tarım ilacı satıyor sonra insanlar bunlardan kanser oluyor kanser ilaçları satıyor. Yani üç taraftan cebi doluyor. Ülkeler de bu şirketlerin işlerini kolaylaştıracak işler yapıyorlar. Onların belirlediği tarım politikaları doğrultusunda işler yapıyor. Amaç tarımı, köylülüğü bitirmek” dedi.

Afrika’da yerel tohumun kalmadığını ve insanların ucuz işgücü olarak madenlerde çalıştırıldığını belirten Göknur, önce köylülüğü bitiren politikalarla köylünün fakirleştirildiğini ardında da köy köy dolaşan şirketlerce toprakların ellerinden alındığını dile getirdi. Türkiye’de de benzer şekilde köylünün fakirleştirildiğini ifade eden Göknur, ulusal şirketlere topraklarını sattıktan sonra köylünün şehirlerde açlık sınırında ücretlerle yaşamak zorunda bırakıldığını söyledi.

‘Türkiye çok uluslu şirketlerin memurluğunu yapıyor’

Yaşamın bin yıllardır süregelmesini sağlayan tohum ve suyun yok edilme tehlikesi yaşadığını vurgulayan Göknur, şöyle dedi: “Dört mevsimi yaşayan, toprakları sulak Mezopotamya’da başlamış ilk uygarlık. Bu kadar değerli topraklar. Samanı bile yurt dışından alıyoruz. Geçenlerde et alındı deli dana hastalığı olduğu söylendi. Hayvancılık ve tarım yapılamıyor çünkü girdiler çok pahalı. Köyler boşaltıldı meralara çıkamıyorlar. Doğal otlardan bitkilerden faydalanamıyorlar. Bunlar hep birbiri ile ilişkili şeyler. Meralar şirketlere açılıyor, zeytincilikle ilgili düzenlemeler yapıldı ama engellendi. Ama her an yasallaşabilir. Yapılaşma ve rant uğruna binlerce zeytin kesildi. Zaten cezalar caydırıcı değil. Hayvancılığı, zeytin üretimini, tahılı bitiriyoruz. Bu dünyadaki çok uluslu şirketler politikaları düzenliyor her alanda. Belirli ülkeler bunun memurluğunu yapıyor Türkiye’de bunlardan biri.”

‘Bedava ve üstün verimli tohum; vaatle kandırma’

Yerel tohumların satılmasını yasaklayan 2006’da çıkarılan yasanın hibrit ve GDO’lu tohumların önünü açtığını belirten Göknur, “Önce köylere getirip üstün verimli oldukları söylemiyle bedava tohum dağıttılar. Tohumlar hastalıklı olunca ilaçlara bağımlı kaldılar. Konvansiyel tarım yapanlar hepsi neredeyse hibrit tohumlar kullanıyor. Bunlar da hiç tohum vermiyorlar. Her yıl almak zorunda kalıyorlar” dedi.

‘Ekolojik köyler oluşturulabilir’

Türkiye’de yaşayan 80 milyon insanın 10 milyonunun kendi ürettiği organik ürünlerle beslenebildiğini söyleyen Göknur, köye dönüş projelerinin ve kooperatiflerde örgütlenmenin önemli olduğunu kaydetti. Kentlerde kirli hava, sağlıksız besin ve açlık sınırında bir yaşam şekli yerine köylerde yeniden ekolojik bir yaşamın kurulabileceğini vurgulayan Göknur “Devlet politikalarının köylülüğü bitirmek üzere değil de köyde yaşamayı sürdürebilme üzerine olması gerekir. Bugüne kadar yanlış politikalarla bitirildi ama umutsuz değilim. Kent bostanları oluşturulabilir kentte yaşayanlar için. Kendi köylerine dönsünler, yıllardır kullanılmayan topraklarda bereket var. Tarım zehri kullanmadan çiftçilik yapsınlar. Yerel pazarlar kurulmalı. Birçok kentte organik pazarlar var. Direkt üreticiden gelen ürünler olmalı, bunun için ağ oluşturulmalı” dedi.

‘Tohum erkek zihniyetin kadından çaldığı ürün’

Tohumu ilk eken kadının aileyi besleme görevi üstlendiği için bugün hala yerellerde tohumları saklayan kadınların doğal antikapitalistler olduklarını söyleyen Göknur “En iyi tohum bankaları canlı tohum bankalarıdır. Kadınlar bunu sağlamış. Tohumların belli bir yaşam süreleri vardır. Bir süre sonra ölebiliyor. Her yıl tekrar tekrar üretilmeli. Çok uluslu şirketler tohumları biriktiriyor. Bütün ülkelerde tohumları topluyorlar. Çok ileride büyük savaşlar olduğunda o tohumları bize karşı kullanacaklar” diye konuştu.

 

 

Günün Haberleri

Kent-Ekoloji konulu diğer haberler